Avsa.com'a Hoşgeldiniz!

Avşam Life

Avşam Life Mayıs 2008 Sayısı

Avşam Life

Avşam Life İlk Sayılarından... Bu mu Avşa’yı Sevmek?

Avşa Martı Mustafa Uluerciyes Geçen ay Avşa’yı internet ortamında tanıtan Avşa ile ilgili web sitelerine e-mail yolladık. Dedik ki; siz Avşa’yı internetten tanıtıyorsunuz gelin beraber çalışalım daha profesyonelce Avşa’yı tanıtalım, geliştirelim.

Sözde Avşa’yı tanıtmak ve Avşa'daki haberleri insanlarla paylaşmak ve turizme katkıda bulunmak için açılan web sitelerinin iki tanesi haricinde (www.avsa.com’a ilgilerinden dolayı teşekkür ederim.) ne kadar boş ve ne kadar ucuz düşündüklerini gördük. Amaçları Avşa’yı tanıtmak olan bu sitelerin birbirleriyle (rant) rekabet yapıp kendi ceplerini doldurmaktan başka hiçbir amaçları olmadığını anladık.

Sevgili web sitesi sahipleri bu yaptığınız işte tabiî ki reklam olması lazım, tabiî ki para kazanmamız lazım ama unutmayın ilk önce iş sonra aş.

Bir daha teklif ediyorum gelin beraber çalışalım ve daha profesyonelce bakalım olaylara.

Bildiğimiz üzere Avşa Adası'nın ulaşımını sağlayan 3 adet deniz taşımacılığı şirketi var. Bu şirketler senenin en az 5 ayı gittikleri istikamete dolu gidip dolu gelirler ve Avşaya ulaşımda ilk tercih edilenlerdir.

Bu ulaşım şirketinin sezon içindeki hizmetleri tartışılamaz. Yeri geldiği zaman Avşa'nın çok cefasını çekerler fakat ne hikmetse kışın bir türlü bir araya gelip de bu ulaşım işini devam ettiremezler. Kışın nöbetleşe olarak bu taşımacılığı istikrarlı bir şekilde devam ettirseniz kötü mü olur? Hiç olmazsa Avşa’ya gelmek isteyen insanlar Avşanın ulaşım motorlarıyla güvenli ve huzurlu bir şekilde yolculuk ederler. Masraflarınız çıkmasa bile verdiğiniz bu hizmet sizlere olan güveni ve saygıyı perçinlemez mi?

Saygılarımla,

Mustafa Hakan ULUERCİYES

Aşağıda Sayın Mustafa Hakan Uluerciyes'in Avşam Life Gazetesi 2.sayısı için kaleme aldığı yazısını yayınlıyor, kendilerine başarılar diliyoruz.

Sevgili dostlar...

Ay dediğin gün gibi gelip geçiyor sevgili dostlar. Güzel Avşamızın sesi, Avşam Gazetemiz’in ikinci sayısıyla huzurlarınızdayız. İlk sayımızın uyandırdığı yankı, bize gelen olumlu-olumsuz eleştiriler, Avşam Gazetesi’nin büyük bir boşluğu doldurduğunun en önemli kanıtıdır. Hiç kuşkunuz olmasın ki, bizi üzenler de dahil tüm eleştirileri dikkate alıyoruz. İlk sayımızdan sonra yapılan yorumlar arasında, oldukça ilginç bulduğumuz ve biraz da bizi üzen bir tanesi var ki, özel cevap vermeden geçemeyeceğim.

Bazı dostlar, Avşam Gazetesi’nin en fazla bir kaç sayı çıkabileceğini ileri sürerek, "Kış gelince kimse Avşa’ya ilgi göstermez, gazete reklam alamaz. dolayısıyla yayın hayatı da pek uzun sürmez" türünden kehanetlerde bulunmuşlar.

Onlar adına üzgünüm. Bu dostlarım bizi hiç tanımamışlar, amacımızı anlamamışlar. Daha ilk sayımızda, Avşa’ya olan vefa borcumu ödemek için böyle bir yola çıktığımızın altını çizdim. Bu gazeteyi ticaret ya da menfaat için değil, hizmet için çıkardığımı vurguladım. Demek ki ya onlar anlamadı, ya da biz anlatamadık. O nedenle bir kez daha tekrarlayalım.

Sevgili Avşalılar, benim adım Mustafa Hakan Uluerciyes ve yüreğim Avşa sevgisiyle dolu. Bu gazete benim Avşa’ya hizmetim, hediyem, vefa borcumdur. Biz yaz olunca coşan, kış olunca kaçan ya da "uykuya yatanlardan“ değiliz.

Avşa’nın güneşiyle yüreğimizi ısıtmayı bildiğimiz gibi, yağmurunda ıslanmaktan, ayazında donmaktan da onur duyarız. Öyleyse lütfen bizi başkalarıyla karıştırmayın, Temmuz’da, Ağustos’ta da buradayız kara kışta da. Avşa’yı seven, Avşa’dan para kazanan ve Avşa benim hayatım diyenlere duyurulur. Biz Avşa’da kazanıp, dışarıda harcayanlardan değiliz. Tam tersine dışarıda kazanıp, Avşa’da harcarız, Avşa’ya harcarız. Bu da böyle biline.

Avşam Gazatesi’ne iki-üç sayılık ömür biçenler hiç kusura bakmasınlar... İnşallah bu gazetenin ikiyüzüncü, üçyüzüncü sayısını da okumaya hazır olsunlar. Avşam, Avşamızın gözü, kulağı, gür sesi olacak. Siyaset, sanat, spor ve magazin haberleriyle gündem belirleyecek, gündem değiştirecek. Yolumuz uzun ve meşakkatli farkındayız, ama pes etmeye de hiç niyetimiz yok. Mustafa Hakan Uluerciyes’in gücü yettiği müddetçe Avşam Gazetesi yaşayacak ve Avşa’nın sesi duyulacak.

Yüreğimizdeki yarayla başladık, bu ayki konumuza geçerek devam edelim.

Bu tür eleştiriler bana toplumsal hayatımızda bir çok yerde karşımıza çıkan bazı karakterleri hatırlattı sevgili dostlar. Bilirsiniz insan hayatı düz bir yol değildir, inişler, çıkışlar vardır. Risk alan, bir şeyler yapmaya çalışanlar, sadece kendilerini değil çevrelerini de düşünen insanlar için hayatın yokuşlarından inmek ve çıkmak bir nevi mecburi istikamettir. Bir de etliye, sütlüye karışmayan, kendinden başkasını düşünmeyen, hayatının hiç bir döneminde verimlilik göstermeyen buna karşılık iş konuşmaya gelince Amerika’yı kendisi keşfetmiş gibi ballandıra ballandıra anlatanlar vardır. Onları ayrı bir yere koymak şart. Herkesin hayatında böyle insanlar olabilir, bazen böyle karakterlerle birlikte yaşamak zorunda da kalabiliriz. İşte o zaman yandı gülüm keten helva. Bunlardan ne kadar uzaksanız, huzura o kadar yakınsınız demektir. Bunlara yakın olmak ise tam bir felakettir. Üç günde adamın dünyasını tersine çevirir. Çalışan, üreten, kazanan biri, böyle insanlardan uzak duramazsa, bir anda üretemez hale gelebilir. Hal böyle olunca huzuru kaçar, etrafına da huzursuzluk verir, negatif enerji yayar. Çevresinde dostu, arkadaşı kalmaz. Yalnızlıkla boğuşurken bir zamanlar toplum için faydalı olan insan, artık faydasız belki de zararlı bir konuma da gelmiş olabilir. Sonra biraz da vicdan azabıyla bakabilenler, "Bu adam eskiden böyle değildi" diye muhasebe yapmaya başlarlar. Daha kör olanları, "Demek ki bu hep böyleymiş de biz yanlış tanımışız“ teranesini tuttururlar. Kimileri de, "Bu aslında iyi adam ama falanca dostu bunun kafasını çeliyor“ muhabbeti yapmayı sürdürürler. Bu söylemleri çoğaltmak mümkün, herkes başka bir telden çalmaya başlar özetle. Ancak hiç birimizin aklına, toplumun bozup, toplumun infaz ettiği insana samimiyetle yaklaşmak gelmez. Çekip kenara, başına neler geldiğini, daha önemlisi neden geldiğini sormayız. Sorarsak da kendi mantığımızı ona empoze etmeye kalkarız. Sevdiği gibi değil, bizim gibi yaşamasını isteriz. Bunu yapmadığı zaman da dışlarız. Bir kez olsun kendimizi o kişinin yerine koymayız. Oysa o biraz da bizim eserimizdir ama farkına varmayız. Başkasını düşünmek insanoğlunun en zor yaptığı şeylerden biridir sevgili dostlar. Lafa gelince hepimiz insanız ne de olsa. Şunun da farkına varamayız bir türlü, bugün beğenmeyip dışlamaya çalıştığımız insan yarın eski gücüne kavuştuğunda, bu kez bizi bozmaya çalışacaktır, su tersine akacaktır kısaca. Dışlanan, dışlayacak, bozulan bozacaktır.

Hayatı yalnızca kendileri için yaşamayan, çevrelerine duyarlı tüm dostlara selam olsun. Bu ay da bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

Mustafa Hakan ULUERCİYES

Avşam Life